Keşfetmek isteyene Saklı İstanbul’u açtılar

Tarihçi Cem Akoğul’un hazırlayıp sunduğu, Sanat Tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, Mimar Olcay Aydemir’in içeriğini hazırladığı ve anlatıcılığını yaptığı Saklı İstanbul belgeseli, şehrin tarihten gelen birçok katmanını izleyiciye sunuyor. Netflix’te yayınlanan belgesel, Zeyrek, Sultanahmet Meydanı, Sultanahmet Arastası, Cankurtaran, Haliç-Vefa ve Galata olmak üzere 6 bölümden oluşuyor. Yılmaz ve Aydemir’le belgeselin hikâyesini konuştuk.

Sultanahmet Dikilitaş Kaidesi

İzleyiciye gezmek, araştırmak ve keşfetmek için kapı aralayan belgesel, esasında önünden geçip gittiğimiz tarihe ışık tutuyor. Çıkış hikayesinin 2017-2018 yıllarına ait olduğunu söyleyen Olcay Aydemir, içinde bulundukları restorasyan işlerini daha iyi nasıl anlatabiliriz diyerek yola çıktıklarını ifade ediyor.

Molla Gürani Camii

KUBBEDE USTANIN İMZASI VAR

İstanbul’un çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Hayri Fehmi Yılmaz, insanlığın büyük ortak mirasının muazzam bir anıtı olduğunu belirterek şunları aktarıyor: “İçinde yaşarken çok farkına varmıyoruz, ama bazen tek bir yapı hem kenti hem uygarlığımızı ciltler dolusu yazsanız yeterli olmayacak veriyi bir anda size sunabiliyor. Son yıllarda hep söylenenin aksine restorasyonların çok ciddi başarıları var. Bunları anlatmak lazım diye düşündük. Molla Zeyrek Kilise Camisi’nden başladık bu işe. Adı bile ne garip… ‘Kilise cami’ dünyanın farklı yerinde rahatlıkla bulabileceğimiz bir şey değil” diye aktarıyor.

Molla Zeyrek Camii

Belgeselin birkaç sezon daha süreceğini belirten Aydemir, neden bu hikayeleri görünür kılmak istediklerini ise şu ifadelerle anlatıyor: “Aslında bize sıradan gelen ama çok muhteşem ve bilgi dolu bir mirasımız var. Bunu görünür kılmak istedik. Her bir yapı inşa edildikleri dönem hakkında bize müthiş hikayeler anlatıyor. Ustaların imzaları bile var yapılarda. Bir vatandaşın kubbeye çıkıp da o imzayı görme şansı yok. Belgeselimizle bunu da göstermiş olduk.”

Hayri Fehmi Yılmaz-Olcay nAydemir

7 ASIR SONRA ORTAYA ÇIKAN HIRSIZLIK

Bu şehrin bize öğreteceği çok şey olduğunu söyleyen Yılmaz, insan hayatının kısa, bu eserlerin ise ne kadar uzun ömürlü olduğunun altını çiziyor. Zeyrek Camisi’nin ihtişamlı bir Bizans kilisesinden dönüştürüldüğünü ve bu ihtişamlı yapının Haçlı Seferi’nde yağmalandığını aktararak, “O sırada haçlılardan biri o dönem kilisenin en kutsal bölümüne ismini yazmış. Ne cami ne de Ortodoks kiliseyken bir ‘Katolik’in kilisenin o bölümüne geçmesine müsaade edilmez. Ama oraya sivri uçlu bir şeyle ismini yazmış. Bu son restorasyonda belgelenmişti. İlk kez galiba bizim belgeselimizde yayınlandı. Bu yağma sırasında kilisede bulunan pek çok kutsal obje, Avrupa’nın çeşitli şehirlerine götürüldü. Venedik’te bulunan San Marco Kilisesi’nin önünde iki tane paye var. Bunların İstanbul’dan gittiği buradan çıkan parçalarından anlaşıldı. Bir parçası 1960’larda Saraçhane kazılarında çıktı, bir parçası da Zeyrek’te. ‘Sakın hırsızlık yapmayın 7 asır sonra belgeleri ortaya çıkıyor’ diye takılıyoruz bizde” açıklamasında bulunuyor.

DÜNYAYI GEZMEDEN ÖNCE

Belgeselin yurt dışından geri dönüşleriyle ilgili Aydemir, “Yabancı arkadaşlarımız arıyor, biz burayı nasıl görebiliriz, neden daha önce görmedik diyorlar. Müzelere herkes gidiyor, onların yeri belli. Ama bizim hikaye öyle değil. Keşfetmek isteyene, meraklısına yol gösteriyor” ifadelerini kullanıyor.

İzleyenlere bu şehrin zenginliğini merak etmeleri için bir kapı araladıklarını söyleyen Hayri Hoca, İstanbullulara dünyayı gezmeden önce yaşadıkları kenti tanımalarını öneriyor. Ve ilave ediyor, “Bir başlarlarsa sıra dünyaya gelmeyebilir.” Olcay Hoca da kahvemizi alıp sakin kafayla gezeceğimiz yeri seçip izlememizi, daha sonra da keşfe çıkmamızı tavsiye ediyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.