Bir yandan sevinç bir yandan korku

Mustafa Aplay’ın Neden Bıçkın Bir Delikanlı Olamadım adlı kitabı Ketebe Yayınları etiketi taşıyor. Aplay kitabını eline aldığı ilk anı “Bir yandan müthiş bir sevinç, bir yandan şimdi ne olacak hissi, korku” cümlesiyle anlatıyor.

-İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

Hisler karışıyor tabii. Bir yandan müthiş bir sevinç, bir yandan şimdi ne olacak hissi, korku. Hepsi vardı. Uzun süre bir şey yazamadım kitap haberini aldıktan sonra. Tekrar bir yol bulmak gerekiyor çünkü. İlk kitapta yaptığınız şeyleri tekrarlayamazsınız. Gelen eleştirilerin hangisi işinize yarar, bunu düşünmelisiniz. O yolu bulabilmek çok önemli, ikinci kitap çok kritik bir eşik. Edebiyat tarihinde tek kitaplı onlarca yazar bulabilirsiniz. Ama şükür korktuğum gibi olmadı. Yakında bir novellam çıkacak ve ben çoktan onun heyecanını da yaşayıp tükettim. Aklım hâlâ yazamadıklarımda.

Neden Bıçkın Bir Delikanlı Olamadım nMustafa AplaynKetebe Yayınların2021n76 sayfan

SARHOŞ EDİCİ BİR DUYGU

-Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Kitap kolisini ailemle açtık. Ahlat Ağacı Sinan gibi hissettim. Ne yapacağını bilemiyor insan bir süre. Senelerdir kurduğum hayal, tam istediğim şekilde gerçekleşti çünkü. Kitaba dokunduğum an, hiç unutmayacağım özel anlardan biri benim için. O sarhoş edici bir duygu ama devam edebilmek için ondan da kurtulmak lazım. Bir şekilde kitaba yabancılaşmak, ona eleştirel bakmak, gelen yorumları değerlendirmek ve ileriye doğru adım atmak durumundayız.-

Mustafa Aplay

-Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Hatırlamıyorum. Aileme imzalamadım sanırım. Böyle şeyleri de çok önemseyen bir insan değilim aslında. Yani herhangi birine de imzalamış olabilir miyim, bilmiyorum. İkinci kitap için düşüneceğim bunu.

-Yazmaya nasıl başladınız?

Ortaokulda başladım. Öğretmenlerimin, ailemin, arkadaşlarımın teşvikiyle. Önce kompozisyon yarışmalarına falan gönderdim. Onlarla uğraşıyordum. Sonra öyküyü daha çok sevdim. İlk öyküm “Sahte Panenka” adlı bir futbol öyküsüydü. Onu bitirdiğimde aldığım hazzı unutamıyorum. Birkaç tane yazdıktan ve çevremden olumlu dönüşler aldıktan sonra hemen yayımlamaya başladım bir yerlerde ve çok erken yaşta bu işi hayatımın merkezine oturttum. Coşku olarak hala başladığım yerdeyim diyebilirim.

-Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece. Gece 2 ile sabah 7 arasında çok iyi çalışıyorum. O saatlerde uyuyanların enerjileri ayakta kalanlarda toplanıyor çünkü. Çalışmak daha kolay oluyor. Ama bu da kesin bir ritüel değil tabii benim için. Bazı dönemlerde geceleyin uyumak zorunda kalıyorum. Gündüz yazdığım öyküler de var o yüzden.

-Defter mi, bilgisayar mı?

İlkokul 2. sınıfta Türkçe ve Resim dersim 4’tü. Yazım ve çizimim berbattı. 15 yaşında yazdığım bir roman var ve deftere yazdığım için şu an okuyamıyorum. O yüzden iyi ki bilgisayar var diyorum. Ama bir önceki soruda söylediğim durum burada da geçerli. İlk kitaptaki bir öyküyü telefonun not defterine yazdım mesela. Bilgisayarım yoktu o dönem. Sosyoekonomik nedenlerle kesin kurallarım ve ritüellerim yok.

Bir ses çıkarmak istedim

Süleyman Arif Yıldız’ın ilk kitabı Kör Yarış Loras Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Yıldız, “Bir ses çıkarmak istedim, kim kulak verir düşünmeksizin. Mağara duvarına bir çizik atmak, ağaç kovuğuna bir not sıkıştırmak, ben buradaydım, vardım, yaşadım ve öldüm, demek istedim” diyor.

Süleyman Arif Yıldız

-İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

İlk öyküm 2018 yılında Mahalle Mektebi dergisinde yayımlandı. Sevinmiştim. Uzun zamandır sevinç duymadığım bir dönemdi ve sevinmiştim. İsminizin ve öykünüzün basılı bir kâğıtta olması ve buna değer görülmek kıymetli hissettirmişti. Yalnız kalarak ve bazen içinizi oyarak ortaya koyduğunuz edebi bir metinle okurun huzuruna çıkmak cesurcadır belki ama bu durum heyecan ve korku vermiştir her zaman bana. Yayımlanan ilk öykümdeki heyecanı aslında her seferinde duyuyorum. Oldu mu? Beğenilecek mi? Yayımlanacak mı? Hayata karşı bitmeyen bir acemilik hissettiğim gibi bu konuda da acemi kalmayı yeğliyorum.

eden Bıçkın Bir Delikanlı Olamadım nMustafa AplaynKetebe Yayınların2021n76 sayfan

-Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

İçinde ne olduğunu çok iyi bildiğim için elime alıp seyrettim sadece. Bab’aziz filminde sudaki yansımasını seyreden bir karakter vardır. Bir miktar kâğıda yansımış gibi hissettim ben de. Kendimizden kaçtığımızı düşündüğümüzde bile, bu tamamen kurgu gerçeğe dair hiçbir şey içermiyor, dediğimiz metinlerde bile farkında olmasak da bir iz bıraktığımızı düşünüyorum çünkü. Kendimizden kaçışımız bile bize ait bir şey taşıyor. Kitabı masaya bıraktım ve tekrar sordum: Ne olacak şimdi?

-Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Anneme ve babama.

-Yazmaya nasıl başladınız?

Ortaokul yıllarımdan itibaren yazmaya ve kendini ifade biçimi olarak yazıya hevesliymişim. Geriye doğru baktığımda görebiliyorum bunu. İnsanları ağzının içine baktıran bir anlatıcı olmadım hiçbir zaman. Dinleyen, izleyen, gözlem yapan taraftaydım. Yazı bu anlamda benim için mecburi yöndü. Abdullah Harmancı’nın öykülerini severek okuyordum. Yirmili yaşlarımın başında bir cesaretle bazı öykü denemelerimi gönderdim kendisine. Güzel şeyler söylemişti, cesaretlendirmişti ve sık sık öykü göndermemi istemişti. Bu kadarcık kabul beni tatmin mi etti bilmiyorum. Ben yedi-sekiz yıl aradan sonra tekrar öykü gönderebildim kendisine. Hayat akıp giderken bir iz bırakmak istediğimi anladım. Bir masa da çok derin şeyler hissediyor olabilir ama ifade etmezse bunu nasıl bilebiliriz? Bir ses çıkarmak istedim, kim kulak verir düşünmeksizin. Mağara duvarına bir çizik atmak, ağaç kovuğuna bir not sıkıştırmak, ben buradaydım, vardım, yaşadım ve öldüm, demek istedim.

GECE GÜNDÜZ FARK ETMEKSİZİN

-Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Öykü zihnime düşünce gece gündüz demeden düşünürüm. Zihnimde taşımayı, olabildiğince olgunlaştırmayı, kurgusal sorunlarını gidermeyi, çözümler bulmayı severim. Sonra gece gündüz fark etmeksizin yazarım. Kâğıtta nasıl duracağını görüp ufak düzenlemelerle nihayete erdiririm.

-Defter mi, bilgisayar mı?

Daha çok bilgisayar. Ama buna imkân bulamazsam ve yazmalıysam, telefonun not defteri uygulamasına, bu da mümkün değilse herhangi bir kâğıda, test kitabının boş kalan yerlerine.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.